Akseki Gaziler Medyum Almila
Akseki’nin Gaziler köyünde, çam ormanlarının koynunda Akseki Gaziler Medyum Almila olarak soluk alıyorum. Her şafak kuşların kanat çırpışıyla uyanırım, elimde bir dal kekik, ormana karışırım; ağaçların damarları nabzımı hızlandırır, yaprak hışırtıları geleceği fısıldar. Kulübem sade, taş ocak, duvarda asılı rüya tuvaleti; acılar kapıya dayanmadan kokusunu alırım, “Gel, paylaş” derim, ateş yakarım hemen. Bir çoban düşmüştü ayağıma geçen kış, “Sürüme kurt inmiş” diye titriyordu. Gözlerimi yumdum, dallara dokundum; “Şelalenin ötesine çit çek, tuz serp” dedim. Şafakta kurtlar çekilmiş, koyunlar sağ salim. Sır doğada saklı, ben yalnızca tercümanım.
Gaziler’in serin vadilerinde yetim, rüzgârın getirdiği dualarla beslenirim; aşkın yangınını yapraklardan, büyünün izini gölgelerden süzüyorum. Yüreğin kan ağlıyor mu? Kekik dumanını solla, sabret; âşık döner elinde zeytin dalıyla. Evine çöken gölge mi? Dere suyuna niyet et, akıt gitsin; ben zinciri rüzgârla koparırım. Yaşlılar torun haykırışı için koşar, “Dağa çık” derim, yollar açılır önlerinde. Bir nineyi hatırlıyorum, “Evladım hapiste” diye inliyordu; elimle toprağı yoğurdum, “Üç gece naber de” dedim. Sabah haber geldi, af çıkmış. Ritüelim yok, hissim saf; kapım inançlıya sonuna dek aralık.