Demre Kaleüçağız Medyum Duru
Kaleüçağız’ından sizleri selamlıyorum dostlarım, adım Demre Kaleüçağız Medyum Duru, denizin mavisiyle kayalıkların gri örtüsünün kesiştiği o köşede nefes alıyorum. Sabahları kayıkla açılırım, dalgaların ritmine kulak veririm; suyun derinlikleri bana fısıldar, kayaların çatlaklarından rüzgâr taşır sırları. Küçük bir taş ocağım var koyda, içeride sedir mindeler, duvarda asılı deniz kabukları; kapıyı çalan her yüzü önceden hissederim. Geçen ay bir kaptan yanaşmıştı teknesiyle, “Yüküm kayıp, iflasım yakın” diye içini dökmüştü. Gözlerimi yumdum, parmaklarımı suya değdirdim; “Kuzeye dön, iki mil açıkta zincir” dedim. Ertesi gün sandıklar su yüzüne çıkmış, adam şaşkınlıktan sarılmış bana. Ben bilirim, deniz yalan söylemez.
Kaleüçağız’ın antik kalıntıları arasında gücüm çoğalır; geceleri Ay doğarken taşlara dokunurum, geçmişin yankılarını toplarım. Aşk mı kuruttu kalbini? Kabuklu bir muska veririm, “Boynuna tak, dalga getirir onu.” Büyü mü sardı evini? Tuzlu suyla yıkarsın eşiği, ben dua yollarım rüzgârla. Turistler merakla gelir, köylüler dertle; bir balıkçının oğlu yoldan sapmış, “Getir önüme” dedim, rüyada göründü çocuk, sabah eve dönmüş. Yeteneğim tören değil, içten bir akıntı; inanmayan geçer, inanan değişir.