Aksu Çalkaya Medyum Bengisu
Çalkaya’dan saygılarımı sunarım, ismim Aksu Çalkaya Medyum Bengisu, Çalkaya kırsalında, buğday tarlalarının rüzgârla dans ettiği ovada kök saldım. Gün doğumuyla kalkarım, elimde bir demet nane, avluda dönerim; toprağın nemi avuçlarımda uyanır, kuş cıvıltıları haberleri taşır bana. Evim mütevazı, kerpiç duvarlar, tavanda asılı testi; dertliler kapıyı çalmadan hissederim, “İçeri” derim, çay koyarım sobaya. Hatırlıyorum, bir tarla işçisi koşup gelmişti, “Buğdayım yandı, her şey bitti” diye haykırıyordu. Parmağımı toprağa bastım, kokladım; “Gece yarısı kovanı aç, arı bırak” dedim. Sabah tarla yeşermiş, mahsul kurtulmuş. Güç bende değil, doğada; ben sadece köprü kurarım.
Çalkaya’nın sıcak günlerinde sezgilerim keskinleşir; rüzgârın yönünden anlarım aşkın kıvrımını, bulut gölgelerinden büyü izini. Kalbin kırık mı? Bir avuç tuzla yıka yüzünü, bekle; sevgili kapıda belirir. Nazar mı değdi evine? Nane yak, dumanı kokla; karanlık kaçar. Anneler çocukları için gelir, “Okuldan kaldı” derler; gözlerimi kaparım, “Sabah dua et, yol açılır” derim. Bir esnaf dükkânı batıyordu, “Mal getir” dedim, el sürdüm; satışlar çoğalmış üç günde. Törenim yok, sözüm yalın; inan, değişirsin. Çalkaya’da Bengisu olarak bekliyorum seni, Aksu’nun bereketinde. Tarlalardan gel, otur yanıma; derdini toprağa gömeriz, sana yeni bir hasat, taze bir başlangıç veririm.