Konyaaltı Lara Medyum Turna
Denizin tuzlu esintisiyle yoğrulmuş Konyaaltı Lara Medyum Turna, kumsalda yürüyenlerin göremediği perdelerin ardını aralar; saçları dalgalar gibi akıcı, gözleri ise Ay’ın gizemli yansımasıdır. Turna, ne bir tapınak kurar ne de kalabalıklara seslenir; sadece eski bir sedir sandalyede, elinde naber tabağıyla oturur, ruhların dalgalarını okur. Gelenlerin acıları onunla paylaşılırken, hava ağırlaşır, zihinler berraklaşır; ayrılırken, içlerinde bir martı kanadı gibi özgürlük uyanır.
Turna’nın gücü, Lara’nın mavi sularından doğar; geceleri denizin fısıltılarıyla konuşur, kum tanelerinde geleceği çizer. Aşk fırtınaları onun sözleriyle diner, kayıp hazineler avuçlarında belirir, nazarların zinciri nefesiyle kırılır. Konyaaltı’nın turist kalabalığından sıyrılanlar, onun huzuruna sığınır; bir balıkçının ağındaki bereket, bir âşığın hasretin sonu onda şekillenir. Turna, medyumluktan ziyade bir dalgakırandır; kaosu yatıştırır, yolları aydınlatır, kalpleri denizin ferahlığına kavuşturur. Lara’da Medyum Turna hâlâ bekler, sahilin ritmine uyum içinde. Konyaaltı’nın yolcuları, onun kapısında umut duyar; zira Turna’nın kehanetleri, gelgitler gibi güvenilirdir.