Korkuteli Fatih Medyum Umay
Korkuteli’nin dağ eteklerindeki Korkuteli Fatih Medyum Umay, taş duvarların ardında bir bahar dalı gibi narin ama köklüdür; yüzünde yılların izi, bakışlarında ise sonsuz bir okyanusun derinliği yatar. Umay, sessizliğini bozmadan dinler gelenleri; kelimeler dökülürken, elleri havada görünmez iplerle dans eder, ruhların fısıltılarını yakalar. Onun evi, ne kalabalıktır ne de gösterişli; sadece bir testi su, birkaç kristal ve bitkisel dumanlarla dolu bir sığınaktır. Ziyaretçiler, buradan ayrılırken içlerindeki fırtınalar diner, yollar netleşir.
Umay’ın yetisi, Fatih’in serin gecelerinden beslenir; orada yıldızlar rehber, rüyalar harita olur. Aşkın kırık zincirleri onun nefesiyle tamir bulur, kayıp umutlar avuçlarında yeniden yeşerir, karanlık büyüler ışıkla dağılır. Korkuteli’nin yaylalarından inenler, onun kapısına varır; bir çiftçinin hasadı, bir annenin çocuğu, bir âşığın kalbi onda yankılanır. Umay, kehanetleri zorla değil, yumuşak bir akışla sunar; zihinleri uyandırır, kalpleri şifalandırır, kaderin düğümlerini sabırla çözer.
Hâlâ Fatih’te Medyum Umay, bekler sessizce; dağların gölgesinde bir fener gibi yanar. Korkuteli’nin yolcuları, onun eşiğinde teselli duyar; zira Umay’ın bilgeliği, toprağın bereketi gibi kalıcıdır. Eğer oraya varırsanız, derin bir nefes alın; o, hayatınızdaki pusları dağıtacak, size unutulmaz bir aydınlık bahşedecektir.