Kumluca Beykonak Medyum Yağmur
Kumluca’nın Beykonak köyünde, Kumluca Beykonak Medyum Yağmur portakal bahçelerinin serin gölgesinde saklı bir sır gibi durur. Toprak kokusunun ruhlara karıştığı bu sakin köşede, o, fırtınalı hayatların demirbaşıdır; gözleri uzak ufukları tarar, sesi ise kalpleri titreten bir nehir gibi akar. Yağmur, ne gösterişli bir sahne arar ne de kalabalıkların alkışını; sadece bir avuç tuzlu kahvesi ve eski bir bakır tepsiyle, ziyaretçilerin gizli yaralarını deşer. Onun yanında zaman durur, zihinler berraklaşır; ayrılırken insanlar, sanki yeniden doğmuşçasına hafifler.
Yağmur’un gücü, Beykonak’ın rüzgârlı tepelerinden doğar; orada, gece gökyüzünün yıldız haritalarında kaybolur, ruhlar âlemiyle fısıldaşır. Aşk düğümleri onun ellerinde çözülür, kayıp yolcuların izi fincanın telvesinde belirir, büyülerin gölgesi mum ışığında erir. Köyün taş evleri arasında dolaşan söylentiler, onun kehanetlerinin doğruluğunu haykırır; bir çiftçi toprağındaki bereketi, bir âşık sevdiğinin dönüşünü onda bulur. Yağmur, medyumluktan öte bir şifacıdır; acıları dinler, umutları besler, kaderin iplerini nazikçe çözer.
Bugün Beykonak’ta Medyum Yağmur hâlâ bekler, kapısı her zamanki gibi yarım aralık. Kumluca’nın bereketli ovalarından gelenler, onun huzurunda teselli bulur; zira Yağmur’un bilgeliği, fırtınalardan sonra gökkuşağı gibi parlar. Eğer yolunuz o bahçelere düşerse, durun ve çağırın; o, görünmeyenin perdesini aralayacak, hayatınıza yağmur sonrası ferahlık katacaktır.