Gündoğmuş Köprülü Medyum Lavin
Köprülü Kanyonu’na nazır, eski kervansaray dibinde Gündoğmuş Köprülü Medyum Lavin yaşar; burası, tarihle doğanın iç içe geçtiği bir yer, su sesleri vadide yankılanırken o, sessizce oturur. Yüzü güneşten kavrulmuş, elleri nasırlı ama parmak uçları adeta ipek gibi hassas; Lavin, ne kitaplara ne de internete ihtiyaç duyar, bilgisi atalarından miras, sezgileri ise kanyonun rüzgârından süzülmüş. Bir gün kanoda gezen turistler duymuş adını, merakla kapısına dayanmış; kadın tek bir bakışla “Dönün geriye, evde sizi bekleyen var” demiş. Adamlar şaşırmış, gerçekten de bir mektup bulmuşlar yolda. Lavin güler, “Gördüm işte” der geçer.
Onun dünyasında fal bakmak değil, yol göstermek esastır; Köprülü’nün serin sularında yıkanır sabahları, sonra taşların üzerine oturup rüyaları tartar. Aşk sorunları mı? “Su gibi akıt gitsin, takılırsan boğulursun.” Büyü iddiaları mı? “Kendi ateşini söndür, başkası yanmaz.” Köylüler bayramdan önce gelir, hasat için dua ister; Lavin bir avuç toprak alır, üfler, bereket akar. Bir keresinde genç bir çoban, kayıp keçisi için ağlamış; kadın gözlerini gökyüzüne dikmiş, “Yarın şelalenin dibinde” demiş. Sabah keçi sağ salim bulunmuş. Lavin’in gücü, gösterişsizdir; ne mumlar yakar ne de ücret ister, sadece dinler ve bilir.
Köprülü’de Lavin hâlâ orada, kanyonun gölgesinde bir efsane. Gündoğmuş’un yolları zorlu ama ona ulaşan, dönüşte değişmiş bulur kendini. Eğer macera arıyorsan, kanyona in, suyun sesini takip et; Lavin seni bekler, hayatını akışına bırakmanı öğretir.